| Yazar |
Mesaj |
lotus2

Hesap Durduruldu

Yaş: 37
Kayıt: 11.02.2007
Mesajlar: 6590

|
|
|
| Ahmet demiş ki:
|
|
Allah raı olsun.Bu tür yazılar benim gibi insanlar için çok iyi oluyor.Dünyanın çekim merkezine kapılmış gidiyoruz.Allah affetsin.
|
"Dünyanın çekim merkezine kapılmış gidiyoruz"..
|
|
|
|
_________________
Gizli Link... Linkleri Görebilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız Üye Olmak İçin Tıklayın Üye iseniz Giriş Yapınız |
MAVİ LOTUS..Yeniden Doğuşun sembolü olan çiçek..
Ben ne lotusum ne de mavi..Ben TURKUAZIM..Çünkü ben yay burcuyum..Göklerdeki En Asil Yıldızın Çocuğuyum..
|
|
 |
    |
 |
|
|
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse onları serbest bırakın." Tevbe sûresi (9), 5
Bu ayetin tamamının anlamı şöyledir: "Haram ayları çıkınca Allah'a ortak koşanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlayan, esirgeyendir."
İnsanın mü'min olmasının en önemli göstergelerinden biri namazdır. Namaz kılan insana âyette geçen muamelelerin hiçbiri yapılmaz. Bu âyetin hükmü müşrik Arapları kapsamaktadır. Onlar iman edip namaz kılmayı ve zekât vermeyi kabul edince, daha önce yapmış oldukları şeyler, küfür ve haksızlıklar bağışlanır. Çünkü İslam insanın geçmişini örter, kişi âdeta hayata yeni başlamış ve dünyaya yeni gelmiş gibi muamele görür.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz." Cum'a sûresi (62), 10
Bu âyet-i kerîmenin bulunduğu Cuma sûresinin dokuzuncu âyetinde cuma ezanı okununca, işi gücü bırakıp Allah'ı anmak üzere cuma namazı kılınması gerektiği belirtilmekte, açıklamakta olduğumuz yukarıdaki onuncu âyette de cuma namazını kıldıktan sonra herkesin tamamen serbest olduğu, dilediği şekilde hareket edebileceği ifade edilmektedir. Diğer bir söyleyişle, cuma namazını kılan kimsenin bu görevini yerine getirmiş olduğu, şayet ticaretinin başına dönmek istiyorsa dönebileceği, ilim öğrenmek istiyorsa tekrar kitaplarının başına oturabileceği, ibadet etmek istiyorsa dilediği şekilde ibadet edebileceği, hatta dinlenmek istiyorsa dinlenebileceği ortaya konmaktadır. Âyet-i kerîmedeki "yeryüzüne dağılın" ifadesi kesin bir emir değildir. Artık herkesin dilediğini yapmakta serbest olduğu yönünde bir açıklamadır.
Âyet-i kerîmenin devamındaki "Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz" buyruğu, cuma namazı kılanlara bir hatırlatma ve uyarı mâhiyetindedir. Yüce Rabbimiz bu kısa ve özlü tavsiyesi ile bize şöyle demektedir:
Siz cuma namazını kılmakla bir görevi yerine getirdiniz, artık dağılıp gidebilirsiniz; ama kendinizi büsbütün dünyaya kaptırmayın. Kalbinizi devamlı surette canlı ve uyanık tutabilmek için işinizin başında veya evinizde iken yahut bir yere gelip giderken Allah'ın adını anıp zikrederek, zaman zaman Kur'an okuyup, nâfile namazlar kılarak, Allah'ın kullarına ve diğer mahlûkatına iyi davranıp hizmet ederek, O'nun size esirgemeden verdiği lütufları düşünerek Cenâb-ı Hakk'ı her fırsatta anıp zikredin. Böyle davranırsanız Allah'ın rızâsını kazanabilir ve dolayısıyla kurtuluşa erebilirsiniz.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?" ( Ankebut Suresi, 2 )
Bu ayette Allah, “iman ettim” diyen kullarını dünya hayatında imtihan edeceğini bildirmektedir. Allah insanlardan gerçek ve samimi bir iman istemektedir. Bu ise kişinin yalnızca "ben inandım" demesiyle elde edilemez. İnsanın dünyadaki vazifesi, Yüce Allah'a ve ahirete iman etmek, Kuran'da belirtildiği şekilde güzel ahlak sahibi bir insan olmak, Allah'ın sınırlarını korumak ve O'nun hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır. Dolayısıyla her insan, Allah'a ve O'nun dinine gerçekten inandığını, şeytanın kendisini saptırmak için göstereceği bütün çabalara rağmen doğru yoldan dönmeyeceğini göstermelidir. Aynı şekilde inkarcılara uymayacağını, kendi nefsinin tutkularını Allah'ın rızasına tercih etmeyeceğini de ispatlamalıdır. Bunu ise karşılaştığı olaylara verdiği tepkilerle ortaya koyacaktır. Allah, din ahlakını yaşamayı kabul eden insanın karşısına sabretmesi gereken bazı zorluklar çıkaracak, bunlara karşı gösterdiği tavırlarla onu imtihan edecektir.
"Gerçek bu iken mümin, karşısına çıkan her olaya imtihan gözüyle bakmalı, Allah'a tevekkül etmeli ve O'nun rızasına uygun olan tavrı göstermelidir. Allah Kuran'da müminleri korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğini bildirmektedir." ( Bakara Suresi, 155 )
Sadece zorluklar değil, dünya hayatındaki nimetler de Allah'ın birer imtihanıdır. Allah verdiği her nimetle beraber insanın Kendisi'ne şükredici olup olmadığını da dener. Nimetlerin yanında, Allah insanın karşısına hayatı boyunca, karar vermesi gereken pek çok olay çıkarır. Elbette yaşadıklarının bir imtihan olduğunun farkında olan ve Allah'ın rızasına uygun olduğunu düşündüğü şekilde karar veren müminler bu imtihanı kazanmayı ve Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi cennet hayatı ile mükafatlandırılmayı umabilirler.
Dünyadaki imtihan ortamında, müminler, vicdanlarının sesini dinleyip, Allah'ın kendilerini denemeden geçirdiğini hiçbir şekilde unutmamalıdırlar. Samimi kalple Allah'a yönelen bir insan, karşısına ne tür zorluk çıkarsa çıksın, mutlaka bir kolaylıkla karşılaşacak ve Allah'ın izniyle doğruyu bulacaktır. Bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler için mutlak bir kazançla noktalanmasıdır. En büyük kazançlardan biri ise, iman edenlerin bu denemeler karşısında gösterdikleri güzel ahlak, cesaret ve metanetin, onların ahiretteki karşılıklarını ve derecelerini artıracak olmasıdır.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Gecenin bir bölümünde de uyanıp kalk ve sana mahsus olmak üzere, nâfile namaz kıl; ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştırır." İsrâ sûresi (17), 79
Âyet-i kerîmede Peygamber Efendimiz'den, gecenin bir kısmında uykudan kalkması ve namaz kılması istenmektedir. Arapçada geceleyin uykudan uyanarak namaz kılmaya teheccüt dendiği için bu namaza da teheccüt namazı adı verilmiştir.
Peygamber Efendimiz bütün gece uyumayıp namaz kılan sahâbîlerini ikaz etmiş, bunun vücudu yorgun düşüreceğini dikkate alarak bütün gece ibadet etmeyi doğru bulmamıştır. 152 numaralı hadiste geniş bir şekilde ele alındığı üzere, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem genç sahâbîsi Abdullah İbni Amr İbni Âs'ın kendini hırpalarcasına ibadet etmesini yasaklamıştır.
Âyet-i kerîmeden anlaşıldığına göre teheccüt namazı sadece Peygamber Efendimiz'in şahsına mahsus bir ibadettir. Bu ibadetin Resûlullah için fazladan bir fazilet yani mendup ve nâfile olduğunu söyleyen âlimler vardır. Onları böyle düşünmeye sevk eden, Peygamber aleyhisselâm'ın geçmişte kalan ve ileride işlenmesi mümkün görülen bütün günahlarının bağışlanmasıdır. Ümmeti için durum elbette farklıdır. Gece namazı onların günahlarına kefâret ve bağışlanmalarına sebep olur. Bazı âlimler ise teheccüt namazı denilen gece namazının Peygamber Efendimiz için beş vakit namaz üzerine ilâve edilmiş fazladan bir farz olduğunu söylemişler, bu özel farz ile onun ümmetine olan üstünlüğünün bir kere daha pekiştirildiğini belirtmişlerdir.
Âyette "Ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştırır" diye belirtilen makâm-ı mahmûd, hamd, minnet ve teşekkürlerini sunma makamı demektir. Bu yüce makam Resûl-i Ekrem Efendimiz'e mahsustur. Kıyamet gününde her ümmet, diğer bir ifadeyle bütün beşeriyet Resûlullah'ın şefaatıyla mahşerdeki o korkunç bekleyişten bir an önce kurtulmak isteyecekler, kurtulur kurtulmaz da ona bu lütuf ve şefâatinden dolayı şükranlarını sunacaklardır. Makâm-ı mahmûd'un, makâm-ı şefaat olduğu söylenebilir.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
“Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakının ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın; O’nun yolunda cehd edin (çaba harcayın), umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Maide Suresi, 35)
Bu ayette Allah, müminlere sadece Kendisi'nden korkmaları gerektiğini bildirmektedir. Allah'ı tüm sıfatlarıyla tanıyan, O'nun büyüklüğünü gereği gibi takdir edebilen, akıl ve vicdan sahibi her insan, Allah'tan gücü yettiğince korkup sakınır. Mümin, Allah'ın azabından, Allah'ın hoşnutluğunu ve sevgisini kaybetmekten büyük bir korku duyar ve bu nedenle hayatı boyunca çok ciddi ve samimi bir çaba içerisinde olur.
Rabbimiz bu ayetiyle insanları Kendisi'ne yakınlaşmak için yollar aramaya çağırmıştır. Allah'a yakınlaşmak, örnek ve önder bir mümin olmak için gayret sarfedilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle bir müminin yaşamının en büyük hedefi Allah'ın bu çağrısı doğrultusunda çaba harcamak ve gelmiş geçmiş tüm insanlar arasında Allah'a en yakın kul olmaya çalışmaktır. Bu konuda müminlerin kendilerine örnek aldıkları kimseler ise peygamberlerdir. Peygamberlerin Allah'a olan yakınlıkları, onların Allah'tan çok korkan ve Allah'ı çok seven, takva sahibi, güzel ahlaklı ve samimi insanlar olmaları nedeniyledir.
Kendisine peygamber ahlakını ve samimiyetini örnek alan her kişi, Allah'tan korkup sakınarak, Kuran'ın hükümlerini titizlikle yerine getirerek ve hayatını Allah'ın rızasını kazanmaya adayarak Allah'a yakın olabilmeyi umabilir. Bir insanın Allah'a yakınlık konusunda gelişme gösterebilmesi yalnızca samimi bir istekle, birkaç saniye içinde olabilir. Çünkü Allah insanlara çok yakındır ve kullarının dualarına icabet edendir. Bu yüzden bir insanın Allah ile yakınlaşması yalnızca kesin bir niyetine bağlıdır.
Ayetin sonunda, Allah yolunda çaba gösteren, Allah'ın hükümlerine göre yaşayan, Allah korkusuna sahip müminlerin kurtuluşu yani Yüce Allah'ın rızasını ve cennet hayatını umabileceği müjdelenmektedir.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin." ( Al-i İmran Suresi, 102 )
Ayette Allah korkusunun önemi bildirilmiştir. Nitekim Kuran ahlakı Allah rızası ve korkusu üzerine kurulmuştur. Allah'tan gereği gibi korkanlar ve yalnızca Allah'ın rızasını arayanlar din ahlakını samimi olarak yaşayabilirler.
"Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerektiği", Kuran'da son derece açık ve ayrıntılı olarak haber verilmiştir. Müminin Allah korkusu;
-Son derece içli ve saygı dolu bir korkudur.
-Diğer korkular gibi insana sıkıntı ve azap veren bir korku değildir. Tam tersine, insana kulluğunu ve aczini hatırlatan, onun aklını ve şuurunu açıp geliştiren, insanı üstün bir ahlak seviyesine ulaştıran ve Allah'a yaklaştıran saygı dolu bir korkudur.
-Müminin ahirete olan özlemini artıran, ümit ve şevkini körükleyen, onu kötülüklerden uzaklaştırıp, Allah'ın rızasına, rahmetine ve cennetine yaklaştıran, bundan dolayı da çok büyük manevi haz içeren bir duygudur.
-Mümini Allah'ın sınırlarını korumada, Allah'ın rızasını aramada son derece yüksek bir şuura, dikkate ve titizliğe ulaştırır.
Mümin Allah'tan korkarken Allah'ın şefkatini, merhametini, bağışlayıcılığını; O'nun nimetler lütfeden, tevbeleri kabul eden olduğunu da hatırından çıkarmaz. Bu da hissettiği içli korkuyla beraber, bir yandan da içinde çok güçlü bir umut taşımasına sebep olur. İçindeki Allah korkusu, Allah'ın bu sıfatlarını da çok derin ve geniş bir biçimde tefekkür etmesine, Allah'ın üstünlüğünü ve büyüklüğünü çok daha iyi takdir edebilmesine, dolayısıyla Allah'a daha fazla yakınlaşmasına vesile olur. Allah'ın merhametinin, şefkatinin, bağışlamasının büyüklüğünü daha iyi idrak eder.
Ayetin devamında Rabbimiz kullarını hayatlarının son anına kadar Müslüman ahlakına uygun yaşamaları konusunda uyarmaktadır. Yalnızca Allah'tan korkan, sadece Allah'ı hoşnut etmeye çalışan, her zaman vicdanlarıyla hareket eden, Kuran'da bildirilen güzel ahlakı yaşayan, daima Allah'ın sınırlarını koruyan, her durumda Rabbimiz'e yönelen müminleri, Allah'ın izniyle hiçbir koşul ya da olay gerçek amacından saptıramaz; din günü hesabını veremeyecekleri bir şeye asla yöneltmez.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." ( Al-i İmran Suresi, 191 )
Ayette müminlerin yaşamlarının her anında Allah’ı zikrettikleri haber verilmektedir. Müminler hayatlarının her anında Allah'ın rızasını gözetir ve daima Allah'ı düşünürler. Allah'ın kendilerini her an işittiğinin, gördüğünün, kalplerinden geçenleri dahi bildiğinin şuurunda oldukları için hep O'nu hoşnut etmeye çalışırlar. Her an aralarında Allah ile bir bağlantı vardır. Müminler için Allah’ı zikretmek “en büyük ibadet” tir. (Ankebut Suresi, 45) Müminler hayatları boyunca bu şuurda hareket ederler. Allah'ı zikretmeleri ise düşünerek ve bu düşüncelerini dile getirerek olur. Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri tek tek düşünür ve ne kadar büyük bir rahmet içinde olduklarını fark ederler. Bu da Allah'a olan sevgilerini artırır.
Ayetin devamında müminlerin baktıkları her yerde Allah'ın benzersiz yaratışını gördüklerine dikkat çekilmektedir. Evrendeki canlı cansız tüm varlıklar, Allah'ın üstün yaratma gücünü, sanatını, ilmini derin derin tefekkür etmemiz için yaratılmışlardır. Bunların hiçbiri boşuna yaratılmamıştır. Evrenin her yeri Allah'ın yaratış mucizeleriyle doludur. Müminler bitkilerde, hayvanlarda, denizlerde, gökyüzünde, uzayda, toprakta ve çevrelerindeki her detayda Allah'ın tecellilerini görürler. Yüce Allah'ın tüm bunları çok üstün bir yaratılışla yarattığını düşünürler. Ayette de bildirildiği gibi iman edenler bu gerçeğin farkındadırlar, tüm bunlar üzerinde düşünüp Allah'ın üstün yaratışını ve Yüceliğini durmaksızın tesbih ederler.
İman edenler bunların yanı sıra ahiret yurdunu da düşünüp, anarlar. Yukarıdaki ayetin sonunda da görüldüğü gibi müminler, Allah’a kendilerini ateşin azabından koruması için dua etmektedirler. Ahiret konusunda daima korku ile umut arasında olurlar ve dua ederek Allah'ın rahmetini isterler. Allah'ın büyüklüğünü, kendilerinin Allah'a ne derece muhtaç olduklarını düşünürler. Ölümün yakınlığını da hiç unutmazlar. Ölümün yakınlığı onlara Allah'a karşı sorumluluklarını hatırlatır ve bu konuda daha titiz olmalarını sağlar. Bu nedenle müminler ölümü ve ahireti düşündüklerinde de Allah'ı zikrederler.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 45. sayı (Mart 2008) 25. sayfada yayınlanmıştır.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır." ( En’am Suresi, 59 )
Allah ayetinde gayb bilgisinin yalnız Kendisine ait olduğunu, O'nun bilgisi dışında hiç kimsenin bu bilgilerden haberdar olamayacağını bildirmektedir. Allah zamandan ve mekandan münezzeh olan, ezeli ve ebedi olandır. Allah görünen ve görünmeyen herşeyin bilgisine sahip olan, gaybı bilendir.
Gayb, ‘insanın duyuları aracılığı ile algılayamadığı, görünmeyen, bilinmeyen, şahit olunmayan bilgiler, geleceğe ve geçmişe dair olaylar’ anlamına gelir. İnsanlar için, Allah’ın izin verdiği ölçüde bilgisine ulaştığı, gördüğü, duyduğu ve algıladıklarının dışında olan her şey gayba aittir. Her olayın iç yüzünü, asıl gerçeğini, tüm detaylarıyla, derinlemesine, her yönüyle bilen ve bunların hepsine her an hakim olan Yüce Allah'tır. Allah'ın dışında ise hiçbir varlık Allah'ın izin verdiği kadarı dışında herhangi bir bilgiden haberdar olamaz.
Ayette evrendeki canlı cansız tüm varlıkların Allah’ın kontrolü altında olduğu bildirilmektedir. Yeryüzündeki milyonlarca insanın yaşamlarının her anı başlarına gelen olaylardan, söylediklerinden veya kalplerinden geçirdiklerinden, yerin derinliklerinde olan bir olaya, uzaydaki yıldızların hareketinden, denizde ve karadaki canlılara, yeryüzündeki bir ağaçtan düşen tek bir yaprağa kadar herşey Rabbimiz'in ilmi ve bilgisi dahilindedir. Tüm bu bilgilere ve bizim bilmediğimiz daha nicelerine, gaybı bilen ve herşeyin tek sahibi olan Allah hakimdir.
Ayetin sonunda da küçük büyük herşeyin Allah’ın Kitabında yazılı olduğu haber verilmektedir. Sonsuz ilim sahibi olan Yüce Rabbimiz, kainattaki tüm varlıkları bir kader ile yaratmıştır ve geçmiş gelecek her bilgi Allah’ın kitabında yazılıdır. Bu gerçeğin bilincinde olan müminler, kendileri için bir gayb olan kadere inanırlar ve Allah’ın kaderi en mükemmel şekilde yarattığını, sonuçta kendileri için en güzel ve hayırlı olanın gerçekleşeceğini bilirler.
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 45. sayı (Mart 2008) 47. sayfada yayınlanmıştır.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler, ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır." (Şura Suresi, 38-39)
Allah ayetinde, müminlerin Kendi çağrısına uyan ve itaat eden, namazlarını titizlikle kılan, yaptıkları her işte birbirlerine danışan, bir arada karar veren ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı yine Allah yolunda kullanan kişiler olduğunu bildirmiştir.
Allah ayetin devamında, iman edenlerin "haklarına tecavüz edilmesi" durumunda birlik olmalarını buyurmuştur. Bu, iman edenler için önemli bir yükümlülüktür ve pek çok hikmeti vardır. İman edenler birbirlerini koruyup kollamakla, her koşul altında birbirlerine destek olmakla yükümlüdürler. Birlik ve tesanüdün kazandırdığı gücü etkili kılan müminlerin imanları ve ihlaslarıdır.
Müminler birbirlerini, araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olur ve Allah rızası için birlik olurlar. Temeli dünya üzerindeki en sağlam kaynağa, Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu birliğin bozulması, dağılıp yıkılması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz. Böylesine sağlam bir birliktelik Allah'ın izniyle müminlere dünyada eşine az rastlanır bir güç kazandırır.
Kuran'da iman edenlerin, Allah yolunda “birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak” hareket ettiklerini bildirmiştir. Allah rızası için birlik içinde hareket etmek, müminlerin zorluklar karşısında başarı elde etmesinde önemli bir imani sırdır.
Müslümanların birlikteliği, bir takım insanların saldırılarıyla, zulümle ya da dünyevi kayıplarla asla sarsılmaz tam tersine daha da kuvvetlenir. Müminler, kendilerine karşı biraraya gelip tuzaklar kurmaya çalışan ve haklarına saldıran kötülerin birlikteliğine karşı birbirlerine destek olurlar ve mümin kardeşlerini sonuna kadar savunurlar. Müminler bunun, Allah'ın Kuran'da birçok ayette müminlere emrettiği önemli bir ibadet ve tavır güzelliği olduğunu bilirler. Bu imani şuur, müminlerin birlikteliğini çok güçlü kılar.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 47. sayı (Mayıs 2008) 53. sayfada yayınlanmıştır.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
onurxt
*AkrepKartal*


Yaş: 31
Kayıt: 30.10.2005
Mesajlar: 3527
Şehir: Kayıp Şehir

|
|
|
"Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler, ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır."
(Şura Suresi, 38-39)
Allah ayetinde, müminlerin Kendi çağrısına uyan ve itaat eden, namazlarını titizlikle kılan, yaptıkları her işte birbirlerine danışan, bir arada karar veren ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı yine Allah yolunda kullanan kişiler olduğunu bildirmiştir.
Allah ayetin devamında, iman edenlerin "haklarına tecavüz edilmesi" durumunda birlik olmalarını buyurmuştur. Bu, iman edenler için önemli bir yükümlülüktür ve pek çok hikmeti vardır. İman edenler birbirlerini koruyup kollamakla, her koşul altında birbirlerine destek olmakla yükümlüdürler. Birlik ve tesanüdün kazandırdığı gücü etkili kılan müminlerin imanları ve ihlaslarıdır.
Müminler birbirlerini, araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olur ve Allah rızası için birlik olurlar. Temeli dünya üzerindeki en sağlam kaynağa, Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu birliğin bozulması, dağılıp yıkılması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz. Böylesine sağlam bir birliktelik Allah'ın izniyle müminlere dünyada eşine az rastlanır bir güç kazandırır.
Kuran'da iman edenlerin, Allah yolunda “birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak” hareket ettiklerini bildirmiştir. Allah rızası için birlik içinde hareket etmek, müminlerin zorluklar karşısında başarı elde etmesinde önemli bir imani sırdır.
Müslümanların birlikteliği, bir takım insanların saldırılarıyla, zulümle ya da dünyevi kayıplarla asla sarsılmaz tam tersine daha da kuvvetlenir. Müminler, kendilerine karşı biraraya gelip tuzaklar kurmaya çalışan ve haklarına saldıran kötülerin birlikteliğine karşı birbirlerine destek olurlar ve mümin kardeşlerini sonuna kadar savunurlar. Müminler bunun, Allah'ın Kuran'da birçok ayette müminlere emrettiği önemli bir ibadet ve tavır güzelliği olduğunu bilirler. Bu imani şuur, müminlerin birlikteliğini çok güçlü kılar.
|
|
|
|
_________________ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Asra andolsun;
2. Gerçekten insan, ziyandadır.
3. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (ASR SURESİ)
|
|
 |
     |
 |
Musti_1
*SiyahAkrep*


Yaş: 20
Kayıt: 30.07.2008
Mesajlar: 741
Şehir: İstanbul

|
|
 |
    |
 |
|
|
Sayfa: « Önceki 1, 2, 3
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indirebilirsiniz
|
|
-

21344 Saldırı girişimi engellendi. CrackterTracker Türkçe çeviri: phpBB Turkey
Saatler GMT +2 dilimine göredir
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye
|
Akrep Burcu, Akrep Portal Yayın Grubunda İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan
www.akreportalnet.com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. akreportalnet.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler
akreportalnet@hotmail.com adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.
|